ÖLÜM DİYETİ - ROBİN COOK

KİTABIN ADI :ÖLÜM DİYETİ
KİTABIN YAZARI :ROBİN COOK
YAYINEVİ :ALTIN KİTAPLAR YAYINEVİ
BASIM YILI : 1999

1.KİTABIN KONUSU:Bir hastahanede ardı ardına gele ölümlerin ortaya çıkarılmasıdır.
2.KİTABIN ÖZETİ:
Dr. Hodges Barlett Kent Hastanesi (BKH)’ ni kurduktan sonra, işletmesini üstlenerek hastaneyi büyük ve tanınan bir kurum haline getirir. Ekonomik sıkıntıların patlak vermesiyle birlikte Barlett ilçesinde bulunan iki özel hastane maddi ihtiyaçları karşılamaktaki güçlüklerden dolayı kapanır. Dr. Hodges de bu ekonomik durumdan etkilenen hastanesini kurtarmak amacıyla ekonomiden anlayan Traynor’ ı yönetim kurulu başkanlığına getirerek kendini emekliye ayırır. Traynor hastaneyi ayakta tutabilmek için bölgenin en önemli sağlık merkezlerinden biri olan Comprehensive Medical Vermont (CMV) ile sağlık antlaşması yapar.
CMV antlaşma gereği BKH’ ye hem hasta hem de doktor yollayarak, karşılığında para ödemeyi taahhüt eder. CMV’ nin asıl amacı BKH’ ye parası ve sosyal güvencesi olmayan hastalarını göndererek, BKH’ yi ekonomik açıdan zor duruma düşürmek ve hastanenin bu güç durumundan yararlanarak yönetimi ele geçirmektir. BKH’ de bir süre sonra hasta ölümlerinde artış görülmeye başlanır. Bu ölümlerin tümü eskiden ciddi bir hastalık geçirmiş ve bu hastalıkla mücadeleyi kazanmış fakat BKH’ ye küçük vakalar için başvurup, tedavi olduktan sonra, hastanede ölenlerden oluşur. Bu olayların hastane üzerindeki etkisi de olumsuz yönde olmaktadır. Otoparkta hemşirelere cinsel taciz yapılıp diğer personelin de malına zarar verilmektedir. Yazının tamamını okuyun »

AGO PAŞA’NIN HATIRALARI - REFİK HALİT KARAY

KİTABIN ADI AGO PAŞA’NIN HATIRALARI
KİTABIN YAZARI REFİK HALİT KARAY
YAYIN EVİ İNKILAP VE AKA KİTABEVLERİ
BASIM YILI 1967

1.KİTABIN KONUSU:
Ago Paşa adlı Senegalli bir papağanın günlük hayatta başımızdan geçen çeşitli durumlar, bu durumlara değişik örnekler ve bu olayların yorumlaması anlatılmaktadır.

2.KİTABIN ÖZETİ:
Cumhuriyetin ilanından sonra ilk partilerin kurulmasıyla iktidar partilerin sık sık değiştiği zamanlarda Sultan Ahmet’in karşısında bulunan Papağan Ago Paşa’ya sahibi tarafından iktidardaki partinin sloganı öğretilince parti ileri gelenlerinden birisi hemen gelerek Ago Paşa’yı alır;ve çok rahat ve modern bir hayt yaşamaya başlamasını sağlar. Fakat çok geçmeden iktidar değişir ve papağan sahibinin kendisine bir zarar gelmesi korkusu ve hiddetiyle tekrar dükkana döner.burada yeni partinin sloganı öğretilir.birkaç gün sonra yeni partiden birileri gelir ve kuşu alır. Bu olay defalarca tekrar eder. Çünkü hiçbir zaman yönetim uzun süreli kalıcı olmamıştır. Kitabın ilk bölümünde bu çalkantılı dönemin olayları bir papağanın ağzından nakledilmiştir.
Hülya Bu Yaa…: İkinci bölümde Amerikalı bir seyyahın Ankara’ya dair müşahedatı bulunmaktadır. Buna göre Ankara insanının hayal gücünü zorlayacak derecede, üstün teknoloji ile donatılmış yaşama kolaylıkları bir ütopya şeklinde geliştirilmiştir. Öyleki Ankara’da mevsim dahi kurulan akümülatörleri devamlı aynı ve sıcaklık en uygun dereceye ayarlanıyor ve devamlı gündüz yaşanıyor. Hiç yağmur yağmıyor. Yazının tamamını okuyun »

TÜRKÜN ATEŞLE İMTİHANI - HALİDE EDİP ADIVAR

KİTABIN ADI : TÜRKÜN ATEŞLE İMTİHANI
KİTABIN YAZARI : HALİDE EDİP ADIVAR
YAYINEVİ : ATLAS KİTABEVİ
BASIM YILI : 1994 / 11. BASKI

1. KİTABIN KONUSU:
Halide Edip Adıvar’ın 1. Dünya Savaşı sonrasından cumhuriyetin ilan edilinceye kadar yaşadığı anıları anlatılmaktadır.

2. ESERİN ÖZETİ:

30 Ekim 1918’de İngilizler’in İstanbul’u işgal etmesiyle Türk insanının durumu yorgun, şaşkın ve canından bıkkın bir haldeydi. Yıllarca süren savaştan, sefaletten sonra bir de yurdumuzun işgal edilmesi, yani özgürlüğümüzün elimizden alınmak üzere olması Türk insanını bu hale getirmişti. İstanbul’da yaşayan, çoğunluğunu genç subayların oluşturduğu milliyetçiler, gizli dernekler kurup İtilaf Devletleri’nin toplattığı silahları Anadolu’ya kaçırmaya çalışıyor, bir yandan da memleket için kurtuluş yolları arıyorlardı. Halide Edip, bu derneklerin başkanlarına yakın biri olarak, milliyetçilerin bir araya gelip toplantı yapmak için ne büyük zahmete katlandıklarını bizzat yaşamıştır. Halk ise gazeteler sansür altında olduğundan, olan bitenden habersiz, padişahın İngilizler’le kurduğu yakınlıktan ve İngilizler’in medeni bir devlet olmasından dolayı Anadolu’yu Osmanlı Türklerine bırakacaklarını sanıyordu. Bizi savaşa sokan ittihatçıların çoğu Meclis-i Mebusan’da vekildi ve halk bunlara tepki duyuyordu. Bunu fırsat bilen Tevfik Paşa meclisi kapatmıştı. 15 Mayıs 1919’da Yunanlıların İzmir’i işgalinden sonra İngilizler Anadolu’ya giden bütün yolları tutmuşlar, tenha yolları da Osmanlı içindeki Hristiyan çetelerine tutturmuşlardı. Dernekler faaliyetlerine devam edemez olmuş, Halide Edip gibi milliyetçi kişiler hakkında idam kararları çıkarılmaya başlanmıştı. Özellikle Halide Edip’in Sultanahmet mitinginde söylediği “…hükümetler düşmanımız, milletler dostumuz ve kalbimizdeki haklı isyan kuvvetimizdir.” sözü şimşekleri kendi üzerine çekmişti. Daha fazla İstanbul’da kalamayan milliyetçiler Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkmasıyla Anadolu’ya kaçmaya başlamışlardır. Bu kaçış ikişer üçer kişilik gruplar halinde ve çok tehlikeliydi. Düzenli olarak silah kaçıran ve milliyetçilerin güvenliğini sağlayan, İzmit’teki ve Adapazarın’daki en kalabalığı 80 kişiden oluşan çetelerdi. Bu çeteler, geceleri milliyetçileri köylerde ağırlıyor, yağmur, çamur, yorgunluk gibi zor şartları hiçe sayıyorlardı. 11 gün süren yolculuğun ardından Ankara Garı’nda Mustafa Kemal ve halk tarafından karşılanan Dr. Adnan ve Halide, o gün bir eve yerleşir ve hemen ertesi gün eski Ziraat akültesi binasında olan karargahta çalışmaya başlarlar. Erzurum Kongresi ve Sivas Kongresi’nden sonra yeni bir meclis kurulması zorunluluğu gündeme gelmişti. Mustafa Kemal her ilden ikişer milletvekili seçilip Ankara’ya gönderilmesini talep eder. 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi kurulur ve Mustafa Kemal meclis başkanı seçilir.
Bu olaya muhalefet olan Hilafet yanlılarının kurduğu ordu, meclisin kapanması için Ankara’ya doğru yürüyüşe geçer. Bu isyanı bastırabilecek bir tek bu çeteler vardı. Mustafa Kemal bunları durdurmak için Çerkez Ethem’i görevlendirdi. İzmit’te gerçekleşen bu kuvvetlerin çarpışmasından Çerkez Ethem galip geldi. Bu galibiyet çetelerin itibarını artırdı. Ali Fuat Paşa bile üniformasını çıkarıp dağlara çıkmıştı. Çeteler büyük bir kuvvet olmalarına rağmen ordunun himayesine girmeyi reddediyorlardı. İhtiyaçlarını da halktan zorla karşıladıkları için de sürekli sorun yaratıyorlardı.
İlk iş olan düzenli ordunun kurulması, Aralık ayının sonlarına doğru, büyük kavgalarla gerçekleştirildi. Ethem’in 3 bin kişilik ordusu, 100 makineli tüfeği ayrıca 4 topu vardı. Bu gücüne güvenerek meclise; faaliyetlerinin durdurmasını, halkı yeniden savaşa sokmamasını, İstanbul hükümetiyle işbirliği yapmasını söyleyen bir ültimatom gönderdi. Yunanlılar Bursa’ya yürümeye başlamıştı ama Ethem’le Albay Refet, yani kardeşler savaşıyordu. Ethem düzenli odunun kuvvetlerine karşı koyamayıp kuvvetlerini geri çekmek zorunda kaldı. Ordumuzla 11 Ocak’ta (1.İnönü) Eskişehir’in batısında karşı karşıya gelen Yunanlılar Albay İsmet komutasında ağır bir yenilgiye uğradılar. Bundan dolayı, toplanan Londra Konferansı’na Ankara’dan da temsilcileri çağırdılar. Sevr’in bir benzeri olan bu konferanstan bir sonuç alınamamış ve Yunanlılar Afyaon’dan saldırıya geçmişlerdi. 31 Mart’ta (2.İnönü) yine bozguna uğratılan Yunanlılar geri çekilmek zorunda kaldılar.
Bu dönemde askerlere yardım amacıyla Hilal-i Ahmer (Kızılay) Hastahanesi’ne gönüllü olarak hastabakıcı olarak Eskişehir’de, cephe gerisindeki bir hastahanede çalışmaya başladı. Bu arada Yunanlılar boş durmuyor İzmir’I bir silah yığınağı haline çeviriyordu. Bunda İngilizlerin Yunanistan’a yaptığı silah ve maddi desteğin büyük payı vardır. Hazırlıklarını tamalayan Yunanlılar bizim 4 katıumız kadar bir kuvvetle, 9 Haziranda saldırıya geçtiler. Bu saldırılara karşı koyamayan ordumuz, toparlanmak için Sakarya’nın doğusuna çekildi. Yazının tamamını okuyun »

Son Ada - Zülfü Livaneli

Son Ada
Zülfü Livaneli

Livaneli’den alegorik ve sarsıcı bir roman…

Darbeci bir başkan, emeklilik yıllarını geçirmek üzere, herkesin her şeyiyle hoşnut olduğu cennet bir adaya yerleşir. Başkan, ruhuna dek işlemiş olan yıkıcılık potansiyelini, geçmiş politik gücünden de yararlanarak kullanmaya kararlıdır. Bu doğrultuda tüm adayı etkileyecek müdahalelere girişir.

Önceleri sıradan görünen bu müdahaleler, sonunda düşmanı düşmana kırdırmaya dek varacaktır. Başta martılar olmak üzere, ada halkı dahil tüm canlılar Başkan’ın acımasızlığından payını alacaktır. Bu arada durdurulamaz görünen bu gidişe direnen bazı sesler de vardır…

Livaneli Son Ada’da, düşsel bir ülkede yaşanan aslında hepimizin aşina olduğu olayları alegorik bir anlatımla verirken, politik ve kişisel ihtiraslarla topluma ve doğaya müdahalelerin sonuçlarını da gözler önüne seriyor.

Define Adası

Define Adası
Robert Louis Stevenson

Kitap Hakkında Bilgi:
Define Adası İskoçyalı yazar Robert Louis Stevenson’un yazdığı bir macera romanıdır. Ayrı bir kitap olarak 1883 senesinde çıkan bu yapıt, daha önce 1881-1882 yıllarında bir çocuk dergisinde diziler halinde yayınlanmıştır.

Tüm romanların belki de en çok işlenenidir. Tropikal adalar, x işaretli hazine haritaları ile tek gözü kör ve bantlı, bir eli kancalı, omuzunda papağanı ile belleğimizde canlandırdığımız korsan kavramları üzerinde Define Adasının büyük etkisi olmuştur.

Stevenson Define Adası’nı yazmaya başladığında 30 yaşındaydı, bu onun bir romancı olarak ilk başarısı olacaktı. İlk onbeş bölüm 1881′de İskoçya yaylalarında bulunan Braemar’da yazıldı.

Kitap Özeti:
XVIII. yüzyılın ikinci yarısı okyanusların korsan kaynadığı, uzak adaların inanılmaz maceralara sahne olduğu bir dönemdi. Jim Hawkins, bu karışık günlerde ailesiyle birlikte İngiltere’nin güney kıyılarındaki Amiral Benbow Hanı’nda yaşamaktaydı.

Yolu Amiral Benbow’a düşen Billy Bones isimli eski bir korsan, hanı işleterek kıt kanaat geçinen ailenin yaşamını değiştirecektir. Bones’un korsan Flint’in definesinin yerini gösteren bir haritası vardır ve bu harita bir bela mıknatısı gibi bütün korkunç korsanları hana çeker. Harita bir raslantı sonucu Jim Hawkins’in eline geçer ve heyecanlı bir define avı başlar.

Gulliver’s Travels

Samuel Gulliver loves travelling and sailing.But he is in danger.The sea and wind are strong.The sea and wind break his ship.He is cold,tired,hungry and thirsty.He sees an island.He swims to it.He runs onto the beach and he sleeps there. Everybody in Lilliput sleeps.But the watchman doesn’t sleep.He goes out in the cold and rain.He walks alone.The watchman is wet and unhappy.It is a very dark night and he is afraid.He walks.He falls down.He looks up.There are strange things around him.
The watchman sees a giant.He is afraid.He escapes.He looks back again.He is sure.It is a giant.
He runs to king’s palace.But the guards stop him.
“The king has visitors.They are signing a wedding contract.
the guards say to him.But the watchman runs past them into the meeting room.
“There is a giant on the beach!? the watchman shouts.
Nobody listens to the watchman.
King Little and King Bombo sign a wedding contract.Because King Little’s daugter Princess Glory is marrying King Bombo’s son Prince David.The watchman comes to palace. “There is a giant on the beach the watchman shouts.Nobody listens to him.Then King Little’s men carry presents.
Yazının tamamını okuyun »

Lüzumsuz Adam - Sait Faik Abasıyanık

Lüzumsuz Adam
Sait Faik Abasıyanık

KİTABIN ADI : Lüzumsuz Adam
KİTABIN YAZARI : Sait Faik Abasıyanık
YAYIN EVİ : Bilgi Yayınevi
BASIM YILI : 1987

Kitabın Konusu

Mansur Bey adlı,bütün günleri aynı faaliyetler çerçevesinde geçen bir adamın hikayesi anlatılıyor.Hayatındaki sıradanlıklar ve bundan duyduğu zoraki mutluluk en ince ayrıntısına kadar belirtiliyor.Sonunda ise bu hayattan nasıl vazgeçebilirim sorusunu soruyor kendi kendine.

Kitabın Özeti

Haftanın 7 günü aynı şeyleri yapan Mansur Bey her zaman ki gibi kahvesine gider ve kahve sahibi Yahudi bayanla kapuçinolu fransızca sohbetine başlar.Daha sonra kütüphaneye giderek bir Fransızca dergi alır. Yazının tamamını okuyun »

Aşk-ı Memnu Oyuncuları - Resimleri

Bihter-Beren Saat
Behlül-Kıvanç Tatlıtuğ
Adnan-Selçuk Yöntem
Nihal-Hazal Kaya
Peyker-Saadet Işıl Aksoy
Firdevs-Nebahat Çehre

Sağlıkla ilgili güzel sözler

* Güneş ve temiz hava, verem mikrobunun düşmanıdır.

* İnsan veremli doğmaz, doğduktan sonra verem mikrobunu başkalarından alır.

* Güneş girmeyen eve doktor girer.

* Alkol, veremin en yakın dostudur.

Veda / Esir Şehirde Bir Konak - Ayşe Kulin

Ayşe Kulin, Osmanlı İmparatorluğu’nun son günlerinde, işgal altındaki İstanbul’da bir konakta yaşananları anlatıyor bu kez. Son Maliye Nazırı ve ailesi aracılığıyla o dönemin resmini çizen Veda, çökmekte olan bir tarih ile yeni bir gelecek arayan Milliciler arasında sıkışan o dönem Osmanlı aydınının da öyküsünü dile getiriyor.

Ayşe Kulin’in her zamanki ustalıklı ve sürükleyici üslubu ile okurlarının elinden bırakamayacakları bir kitap bu. Günümüz Türk edebiyatında neredeyse eşsiz olan, biyografik veriler ile roman tekniğini birleştirmekteki ustalığını bir kez daha sergileyen Kulin, bu kez bir İstanbul öyküsü bir imparatorluk tarihini birlikte ele alıyor.

(Tanıtım Yazısından)

Yazarı: Ayşe Kulin
Yayınevi: Everest Yayınları
Basım Yılı: 2007
400 sayfa
Türk Edebiyatı

web tracker