Attila İlhan
Attila İlhan, Doğum 1925
Günümüz şair. romancı ve yazarlarından.
Attila İhan Menemen’de doğdu. Bir süre Hukuk Fakültesi’ne devam etti, ancak ara vererek Paris’e gitti (1949). İstanbul’a döndüğünde Ali Kaptanoğlu adıyla senaryolar yazdı. Son Paris yolculuğu dönüşünde İzmir’e yerleşerek Demokrat İzmir gazetesine genel yayın yönetmeni oldu. Ardından Ankara’da Bilgi Yayınevi’nin danışmanlığım yaptı.
İlk şiiri 1941 yılında, Yeni Edebiyat dergisinde yayımlandı. 1948 yılında İlk şiir kitabı Duvar’ı bastırdı.
Devamını oku
The Plague by Albert Camus
The book is divided into five sections, each of which tells of a distinct period in the plague’s takeover of Oran, the port city in northern Algeria where the story is set. Part 1 describes Oran as it was before the plague and just after the disease has taken hold. Bernard Rieux, the town doctor, notices a dead rat in the hallway of his apartment building one ordinary morning, and thereafter, nothing in his or anyone’s life in Oran is normal. Thousands of the town’s rats die, then cats and dogs, and finally the disease starts to infect people. Jean Tarrou, a visitor trapped in Oran, keeps a journal about the plague’s effect on the people of Oran, and it includes stories about characters like Joseph Grand, an insignificant city worker, and Cottard, a man who is mysteriously happy about the outbreak of the plague. By the end of this section, the people of Oran are forced to realize their dull and habitual ways may be gone for good. The town gates are shut, and Oran is now a prison cell, where no one can go out or come in.
Part 2 of the book tells what happens when the plague becomes “the concern of all of us.” (67). In this section, the townspeople struggle to fight their individual battles against the plague and the suffering and separation it forces them to endure. Characters like Raymond Rambert, who begins negotiating with smugglers, try to imagine ways to escape the city and meet up again with their loved ones. Father Paneloux, the town priest, preaches a fiery sermon that claims that God has sent the disease upon the people of Oran as a punishment for their sins. Tarrou starts voluntary sanitary squads in town, and many people, including Grand and Rambert, volunteer to help.
Devamını oku
Sevdalinka - Ayşe KULİN - Remzi Kitabevi
KİTABIN YAYIM MAKSADIBu kitap, Osmanlı öncesinde dini nedenlerle Haçlı Orduları tarafından, Birinci ve İkinci dünya Savaşları sonrasında ve 1992 Savaşı’nda ise Sırplar ve Hırvatlar tarafından sürekli soykırıma tabi tutulan ama asla yok edilemeyen Boşnak halkının acılarını,Türk halkına biraz olsun tanıtabilmek amacıyla yazılmıştır.
Roman, savaş öncesinde Tito’nun kurduğu altı federe devletten oluşan Yugoslavya Federatif Cumhuriyeti’nde, aşırı milliyetçiliği azdırarak savaşı tırmandıran ve sonuçta Yugoslavya’yı alevler içinde bırakan günleri anlatıyor, savaşın ilk üç yılında yaşananları okura aktarıyor.
Kitapta yazılan olaylar belgesel nitelikli, tarihi ve siyasi kişilerin dışındaki karakterler kurgudur.
KİTABIN ÖZETİ
Sevdalinka,belgesel nitelikli bir romandır. Boşnakların tarihteki rolü, Bosna Savaşı ve öncesinde gelişen olaylar kronolojik bir sıra takip edilmeksizin roman kurgusu içinde anlatılmaktadır.
Devamını oku
Sorun Çözme Teknikleri - Doğan Şahiner
KİTABIN YAYIM AMACIKitap görevine yeni başlamış denetçilerden, büyük şirketlerin başkanlarına kadar bütün yöneticilerin karşılaşacakları sorunları nasıl çözeceğini bilmeleri gerektiğini ve bir çözüm sistemi dahilinde sorunları etkili bir şekilde çözülmesinin başarı yada başarısızlık ne kadar önem taşıdığını ifade etmektedir.
KİTABIN ÖZETİ
İnsanlar ve Sorunlar
Yöneticilerin çalışma hayatlarında karşılaştıkları sorunların dışında insanlar gelir. İnsan unsurunu bir şekilde ele almak, başarılı çözümler bulmak yöneticiler için zorunludur. Yöneticiler sorunları çözerlerken başarılı çözümler bulamazlar ise işlerinde başarılı olamazlar başarılı olmak için sistematik bir yöntem kullanıp gerekli becerileri alıştırma yaparak kullanmaları gerekir. Becerileri teker teker pratiğe geçirmek için bir planın yapılması gereği unutulmamalıdır.
Daadi Modeli
Daadi Modeli sorun çözme tekniklerinin temel modelidir. Sorunları etkili bir şekilde çözmek için önerilen en iyi model Daadi Modelidir. Daadi Modeli ile sorunları çözerken belirli aşamalardan geçilmesi gerekir. Bu aşamalar şunlardır ” Dinleme, Araştırma, Amaç Saptama, Destekleme, İzleme “ Daadi modeli Denilmesinin amacı aşamalarının baş harflerinden gelmektedir. Daadi sistematik olma ve geri besleme kriterlerini karşılamaktadır. Model araştırma aşaması sayesinde yöneticiye büyük bir özgürlük tanır. Ve sonrada ortaya çıkabilecek ikincil sorunlarında gerektiği gibi ele alınmasına olanak sağlar. Neden yönetici dinleme sorunlu olan kişinin olaya bakış açısını görebilmek için onu iyi dinlemesi gerekir. İyi dinleme yöneticinin sorunu mümkün olduğunca karşısındaki kişinin bakış açısından anlaması demektir. Sorunlu olan kişi böyle yaptığınızı anladığı zaman alacağı yardımın karşılıklı anlayış temeline dayandığını bilir ve böylece yönetici psikolojik düzeyde araştırma aşamasında başarıya ulaşmış olur.
Devamını oku
2.Abdülhamid’in yöneticilik sırları
Kitaptaki bilgilerin doğruluğu tartışılır Abdulhamit Han şüpesiz bir deha yöneticiydi. Etrafındki kurtlarla çok iyi dans edebilmişti.bu kitap iki ana bölüm halinde yazılmıştır :
A. Ulu Hakan ikinci Abdulhamit Han’in yöneticilik özellikleri.
B. Ulu Hakan ikinci Abdulhamit Han’in Yöneticilik hataları
Ulu Hakan ikinci Abdulhamit Han günü kurtarmaya ,’ben de varım! ‘ diyordu.Kesin bir plan, program dahilinde bir sistem oluşturma değildi bu anlayış.
Hemen hemen kendinden üç yüz yıl önce dünya medeniyeti’nin zirvesinden düşmüş,git gide zamanın gerisinde kalmış,böylelikle problemleri birikmiş olan osmanlı imparatorluğu’nu muhafaza edebilmek için, II.Abdulhamid ‘in oluşturdugu kendine özgü bir sistematik görüyoruz;artılarıyla eksileriyle kendi mantığı olan bir “Günü kurtarma “sistematiği.
Devamını oku
21.yüzyılda Türkiye
21.yüzyılda Türkiye Kitabı özeti
Prof. Dr. Emre KONGAR
Birinci BÖLÜM (TÜRKİYEDE TOPLUMSAL YAPININ TEMELLERİ) :
Osmanlı yönetimi, arazi düzenine ve merkezi iktidar temeline dayanmaktadır. Bu özellik ekonominin kapitalist olmasını ve sermaye birikimini engellemektedir. Batıda gelişen ulusçuluk akımları imparatorluğun azınlık nüfusuna ayrılmalarında etkili rol oynamıştır. Osmanlı dönemindeki batılılaşma çabaları, devletin üzerindeki batı denetimini ve parasal baskıyı artırmaktan başka bir işearamamıştır. Buna karşılık Atatürk; batılılaşmayı, batı uyruğundan kurtarmada bir araç olarak kullanmıştır.
Devamını oku


